CÇG'nin
üniversite rektörleri ile gizli toplantı yaptığı ifade edilen Taraf
Gazetesi'nin haberine göre Jandarma İstihbarat Dairesi'ne bağlı bu
illegal kurumun faaliyetleri, merkez sağa lider aramaktan öğretim
üyelerini fişlemeye kadar uzanıyor. Yine haberde karargahtaki gizli
görüşmelerde nelerin konuşulduğu belgelere dayanarak aktarılıyor.
2003'teki bir toplantıda ise 15 rektörün, dönemin Jandarma Genel
Komutanı Şener Eruygur'dan öğretim görevlilerinden bazılarının
fişlenmesini istediği kaydediliyor. Gazetenin
elindeki belgelere göre, dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener
Eruygur'un rektörlerle 19 Eylül 2003'te yaptığı 'gizli' toplantıda
'askerin merkez sağda lider olabilecek kişilerle temasa geçmesi
gerektiği, iktidar alternatifi ortaya çıkaracak bir parçalanma için
baskı ve korku gerektiği'ne de yönelik kayıtlara alındı.
Toplantıda rektörlerin
Eruygur'dan ilginç bir 'fişleme' isteği oldu. Rektörler, üniversitedeki
öğretim görevlilerinden bazılarının fişlenmesini, ordunun 'sivil'
toplumu harekete geçirmesini ve idari yargıya ve ilköğretim okullarına
müdahalesini istedi. İç sayfaya 'Rektörler de derin çalışıyor'
başlığıyla taşınan haberde, Eruygur ve 15 rektörün yaptıkları
toplantıdan notlar aktarılıyor. Gazete, önceki gün varlığını açıkladığı
Jandarma İstihbarat Dairesi'ne bağlı CÇG'nin toplumun geniş kesimiyle
siyaseti ve sivil toplumu yönlendirmek amacıyla iletişim içinde
olduğunu aktarıyor. Haber, bir Genelkurmay yetkilisi tarafından
gazeteye ulaştırılan resmi CD ve bilgilere dayandırılıyor. Rektörlerin,
Eruygur'u ziyareti 'gizli' kapak yazısıyla sunuluyor. 'İstihbarat
Başkanlığı Aşırı Sağ Faaliyetler Şube Müdürlüğü'nce rapor haline
getirilen görüşmenin başlığı ise '19 Eylül 2003 tarihinde rektörlerle
yapılan toplantıda görüşülen konular' olarak belirlenmiş. Toplam beş
sayfadan oluşan ve 24 maddeden oluşan görüşmeyle ilgili raporda,
rektörler ve Eruygur arasında irtica tehlikesinden, '2004 yerel
seçimlerine kadar AKP'nin sıkıştırılması' gibi pek çok konu konuşularak
çeşitli kararlar alınıyor.
Buna göre, devlet
yapılanmasında, 28 Şubat süreciyle başlatılan 'irtica' ile mücadeledeki
icraat döneminin yerini tekrar izleme ve gözlem dönemine bıraktığı
aktarılıyor. Adalet (İdari Yargı dahil) ve emniyet teşkilatında irticaî
yapılanmanın yoğunluk kazandığı, devletin alt kademelerinin 28 Şubat'ın
anlam ve önemini tam olarak kavrayamadığı üzerinde duruluyor. İrticaî
odakların, kısa vadede etkilerinin minimize edilebilmesi için asker,
üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının güç birliği yapmasının şart
olduğu, mevcut yönetim üzerinde baskının artırılmasının gerektiği
belirtiliyor.
İrticanın tam anlamıyla
önlenebilmesi için, eğitim sistemine, özellikle ilköğretim okullarına
hakim olmak gerektiği belirtilen kararda, minik irticacıların
kafalarının bu seviyedeyken değiştirilmesinin gerektiği, ilköğretim
müdürlerinin seçiminin rektör seçiminden daha önemli olduğu üzerinde
duruluyor. Raporda, polis meslek yüksek okulları ve akademisindeki
eğitim öğretimin büyük önem taşıdığı, bu okulların yöneticilerinin
psikolojik eğitimden geçirilmeleri gerektiği aktarılıyor. Ayrıca,
Cumhuriyet Çalışma Grubu'nun raporunda Milli Güvenlik Kurulu'nun
yapısındaki değişiklikten duyulan rahatsızlık dile getiriliyor.
Kur'an kurslarına dikkat!
Daha kötüye gidişin önüne
geçebilmesi için; Kur'an kursu, rektör seçimi, idari yargı hizmetleri,
ilköğretim okulları gibi konularda Jandarma'nın yasalardan kaynaklı
görev, yetki ve sorumluluklarını tam olarak yerine getirmesi gerektiği
rapora geçiriliyor. Merkez sağda lider olabilecek kişilerle temasa
geçilmesi ve bunun asker tarafından yapılmasının gerektiği, Yüksek
Seçim Kurulu (YSK) kararından sonra yeni bir iktidar alternatifinin
ortaya çıkabileceği, parçalanma için baskı ve korku gerektiği
anlatılıyor. Raporda ayrıca, üniversite öğretim üyeleri içinde irticaî
düşünce yapısına sahip olanlar hakkında MİT, Emniyet ve Jandarma'dan
hiçbir rapor ve bilgi gelmediği, bu nedenle bunlar hakkında
uzaklaştırma işleminin yapılamadığı anlatılıyor.
Rektörlere destek şart!
Alınan kararlardan biri de
'mücadelede rektörlere destek verilmesi' oluyor. 53 devlet
üniversitesinin kadro ve bütçe açısından kıskaç altında tutulduğu,
bunun maksadının öğretim kadrosu ve öğrenciyi kışkırtıp kaos ve çatışma
ortamı yaratmak olduğu kayda geçiriliyor. Rektörlerden 15-20'sinin
'Kubilay' olmaya hazır olduğu, içlerinde mevzî değiştireceklerin de
bulunduğu bilgisine yer veriliyor. Toplumda müttefik bulmak ve
müttefiklerin birbirini desteklemesi zorunluluğunun olduğu, CHP'nin de
bu kapsama alınması gerektiği, müttefik olabilmenin asgari
müştereklerinin laik demokratik sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilke ve
devrimleri olduğu, 25 Ekim 2003'te öğretim üyelerinin cübbeleriyle
Anıtkabir'e yürüyecekleri ifade ediliyor.
|